İbret Alıp Ders Çıkarabilecek Miyiz ? – 6

Tasavvuf tarihinin en önemli şahsiyetlerinden Abdülkadir Geylani hazretleri 91 yıllık hayatının yetmiş üç yılı Bağdat’ta geçti. Bu dönemde Abbasi halifelerinden beş tanesinin hilafetine şahit oldu. Hak uğrunda verdiği mücadeleler dillere destandır. Özellikle Halife ve idarecilerin yaptıkları zulüm ve yanlışlıkları korkusuzca her fırsatta tenkid etmesi, şirk ve bid’atlerle şavaşması, toplumun cehaleti ve nifakla mücadele etmesi onun tebliğinde önemli bir yer tutmaktadır.

Abdulkadir Geylani (ks) İslamî hilafetin, ruhunu ve peygamberlik emanetini yitirdiği, saltanat haline getirildiği bir dönemde o makamın yapması gereken işleri diğer Rabbani alimleri gibi yüklendi. Davet ve sohbetleriyle insanlar, İslamî ahidlerini yenilediler. İslamı atadan kalma bir miras gibi adet yerini bulsun diye kabullenenler şuurlandılar. Talim ve terbiyeleriyle insanları nefsanî arzuların kölesi ve insanların kulu olmaktan çıkardı. Onun bu tebliğlerini birkaç misalle anlatmak meselenin daha iyi anlaşılmasına vesile olacaktır.

Abdulkadir Geylani Hazretleri talebelerine daima şu nasihatte bulunurdu: “Sultanların kapılarından uzak durun. Onlardan yana bir beklenti içerisinde olmayın. Eğer ilmin meyvesi ve bereketi sende varsa sultanların yanında dolaşmazsın.”

Yine bir konuşmasında şöyle demiştir: “Sultanlar insanların gözünde tanrılaştılar. Dünyanın zorbalarına, firavunlarına, krallarına ve zenginlere saygı gösterip Allah’ı unutursan puta tapanlar gibi olursun!”

Abdulkadir Geylani Hazretleri kralların her dediğini yapan, doğru veya yanlış diye araştırmayıp kralların her dediğini uygulayan valilerine de şu nasihatte bulunmuştur: “Hakka hizmet et! Faydası dokunmayan ama zararı olan bu kralların ve sultanların dediğini hakkın üstünde tutma!”

Abbasi Halifesi Muktefi Liemrillah, Ebu’l-Vefa’nın yerine İbn Muzhim el-Mezâlim diye meşhur olan Yahya b. Said’i kadı tayin edince Halife’nin de mescidde olduğu bir gün Abdulkadir Geylanî (ks) minbere çıkarak şunları söyledi: “Müslümanların başına zalimlerin en büyüğünü kadı olarak tayin eden sen, yarın merhametlilerin en merhametlisi önünde nasıl hesap vereceksin” Bunun üzerine halife titreyip ağlamaya başladı ve o an yeni tayin ettiği kadıyı vazifesinden aldı.

Sultanların peşinden ayrılmayan onlara yaltaklanmak suretiyle zulümlerine ortak olan resmi ulemaya şiddetle karşı koydu. Onlara şöyle diyordu:

“Siz neredesiniz, gerçek alimler nerede?

Ey ilim ve amel hainleri!

Ey Allah ve Rasûlü’nün düşmanları!

Ey Allah kullarının yol kesicileri!

Siz açıkca zulüm ve nifak içerisindesiniz. Bu nifak ne zamana kadar devam edecek?

Ey alim ve zahid geçinenler!

İdareciler ve sultanlardan dünya metaını zevk ve lezzetini alıncaya kadar mı onlara münafıklık yapacaksınız?

Siz ve asrımızın bir çok idarecileri, Allah’ın malında ve kullarına verdiği nimetlerde ihanet içerisindesiniz.

Allahım! Ya münafıkların şehvetini kır onları ıslah eyle veya yer yüzünü onlardan temizle, Amin.

Yorum Yap

×