150 Haddon Ave, Haddon Township, NJ 08108, USA

Tag: şaban

Şaban Ayı

Şaban Ayı

İlâhî feyz ve rahmetin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek aylar, mü’minler için en kârlı ve kazançlı birer fırsattır. Üç ayların olabildiğince manevi hazlarla dolu bu sıcaklığı, hayatlarını her daim Allah’a kullukla geçirmeye gayret eden imanlı gönüller için gece-gündüz demeden devam eder.

Recep ayının girmesiyle rahmeti sonsuz olan Rabbimize karşı ibadetlerimizden zikir, duâ, niyaz, hamd u senâ ile tam bir teyakkuzla hazırlığa geçen ruhlar, idrak edilen Miraç kandiliyle birlikte ayın sonuna doğru ötelere uyanmış gibi temâşâ zevkine ererler. Bu yüzden o kulların gönülleri, dilleri, edâları, üslûpları daha da bir değişerek simalarını ayrı bir nur, heybet, haşyet ve ümit sevinci bürür. Bu dönemde beşerî sertlikler daha bir yumuşar ve pek çok gönül miraç yapacakmışçasına nefsindeki ve ruhundaki bütün dünyevî ağırlıklarını atarak gönül dünyalarında manevi bir yolculuğa başlarlar.

Kitaplarda ‘Şehru’l-kerâme’ veya ’Şehrullâhi’l-muazzam’ diye geçen Şaban ayını idrak ettiğimiz bu günler, gecesiyle-gündüzüyle ve içerisinde barındırdığı Berat kandiliyle müminlerin her bakımdan Ramazan’a hazırlanmasını sağlamaktadır. ’Receb ve Ramazan ayları arasında şu Şaban ayında insanlar gafildir. Bu öyle bir aydır ki, ameller, Alemlerin Rabbine bu ayda yükseltilir. Ben oruçlu iken amellerimin yükseltilmesini severim.’ ’Şaban benim ayımdır,’ ’Şaban günahları temizleyendir’ buyuran Efendimiz (s.a.v.) bu ayda diğer aylara nazaran daha çok ibadet ve taatte bulunurdu.

İhsan ve mağfiret ayında amel defterimizin sevap hanesine kaydettirdiğimiz ibadetler; şeytan ve nefs-i emmarenin gaflet, vesvese ve şüphe oklarına birer kalkan vazifesi görerek gerçek huzurumuzun kaynağı olacaktır. Çünkü farkında olmadan veya bir anlık gaflet sonunda işlediğimiz hatâ ve kusurların keffareti olabilecek hasenat ve iyilikler, en bereketli bir şekilde bu günlerde elde edilmektedir. Ayrıca bu ibadetler ileriki zamanlarda hücumuna maruz kalabileceğimiz günahlara karşı siper vazifesi görecektir.

Bu günlerini ibadet ve itaatsiz, haramlara dikkat etmeksizin gafletle geçiren kimseler Ramazan ayının hakiki rahmetinden nasıl istifade edebilecekler ki? Dünyalık kazanmak için yılın her günü insanın önüne farklı fırsatlar çıkabilir. Ancak Allah’ın rahmet ve mağfiretine nail olabilmek için belki bir daha böyle mübarek aylara kavuşamayabiliriz. Hz. Ali Efendimizin buyurduğu üzere; “Bugün amel var hesap yok. Yarın ise hesap var, amel yok!”

Unutmayalım ki; insanın eceli, emellerinden daha önce kendisine kavuşacaktır.

Cenab-ı Hak bizleri Şaban ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eyleyerek Ramazan’a kavuştursun. Amin!

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 65. sayısı (2008 Ağustos) için editör yazısı olarak yazılmıştır

Editör Yazısı – 26

Editör Yazısı – 26

Dünya’yı kendi ekseni etrafında döndürerek geceyle gündüzü yaratan, Dünya’yı Güneş’in etrafında döndürerek mevsimleri yaratan Cenâb-ı Hakk her dakikayı her saati mukaddes kılmıştır. Yarattığı kullarına karşı da sonsuz merhamete sahip olan Allah’u Teâlâ, sene içinde o kulları için gönül dünyalarında adeta bir manevi hamle yapmaları adına bazı özel gün ve geceler yaratmıştır. Bu özel zaman dilimlerinde Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiret rüzgarları sanki bir meltem gibi esmektedir.

Efendimiz (s.a.s.): ’Recep, Allah Teâlâ’nın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır’ buyurmuştur. Yıl içerisinde tüm ümmet tarafından ihya edilen beş mübarek geceden dördü bu aylardadır. Regâib Kandili, namazın farz olduğu Miraç Kandili, aklanma, arınma, affedilme manasına gelen Berat Kandili, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi bu aylardadır. Unutulmamalıdır ki; günahlar ruhun üzerine yapışan kirlerdir. Nasıl ki beyaz elbiseye nokta nokta kirler yapışır, elbisenin rengini değiştirirlerse ruha yapışan günahlar da ruhu ve kalbi ifsat ederek karartır. Gönlü Cenâb-ı Hakk’ın nazargâhı İlâhisi olmaya namzet bir hale getirmek için de tövbe ve istiğfarla günah kirlerinden arınmak gereklidir. İşte Üç Aylar bunun için bulunmaz fırsattır.

Gelin ümmet olarak ferden ferdâ Cenab-ı Hakk’a yönelelim. Haramlardan aslandan kaçar gibi kaçalım. Zira Allah’a kulluk iddiasında olan nice insanlar var ki; yaptıkları güzel amellerin arkasından daha fazla hayırlara yönelmek yerine haramları ve kötülükleri terk etmediklerinden dolayı ’Size amel bakımından en çok kayıpta bulunanları haber vereyim mi? Onlar ki; güzel iş yaptıklarını sandıkları halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiştir’ âyetinin muhatabı olabileceklerdir. Yani onlar dünyadayken makbul, meşru’ olmayan yollarla boş ve bâtıl işler yapmışlardır. Onlar ki; güzel iş yaptıklarını sandıklan halde dünya hayatındaki çalışmaları boşa gitmiştir. Halbuki onlar, kendilerinin doğru yol üzere bulunduklarını, sevimli ve makbul kimseler olduklarını sanıyorlardı.

Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: ’Kıyamet günü büyük cüsseli ve şişmanca bir adam gelir, ama o Allah katında bir sinek kanadı kadar ağırlık çekmez.’ Sonra Efendimiz (s.a.s.) isterseniz; ’Kıyamet günü Biz onlara değer vermeyeceğiz’ âyetini okuyun buyurdu.
Bu yazıyı kaleme almadan önce Üç Aylar’la alakalı ulemanın neler yazdıklarına bir göz attım. Herkes, üç ayların ne kadar feyizli ve bereketli gün ve geceleri barındırdığından bahsetmekte olduğunu gördüm. Bundan dolayı bu rahmet ve mağfiret günlerinde müslümanların kalplerinde burkuntu yapacak veya onları ümitsizliğe düşürecek sözler konuşmaktan ve yazmaktan Allah’a sığınırım.

Yanılıyorsam Allah beni affetsin ancak sokaklar, çarşılar, caddelerdeki insanlar sanki Üç Aylar gelmemiş gibi hareket etmekteler. Cuma’dan Cuma’ya camiye gidenlerden bazıları bu aylara hürmeten namaza başlamaktalar veya bunların sayıları Ramazan’da biraz daha artmaktadır. Âyette ve hadiste bahsedildiği gibi herkes kendini iyi iş yapıyorum zannetmekte; ancak haramları terk etme, nefsânî istek ve arzularını Efendimizin (s.a.s.) arzularına uydurma, şeytanın adımlarına uymama gibi nefsin hoşuna gitmeyen ahlâkları terk edenlerin sayısı çok az. Hatta nefsin istek ve arzularına uymanın kalbi ve maneviyatı öldüren bir hastalık olduğunu farkında olanlar yok gibi. Tabi insanların ruh haleti böyle olunca yapılan ibadetlerin ardından kalben hiç bir sıkıntı duymaksızın haramlar yapılabilmektedir.

Bu yüzden aklımız başımıza alalım ve bu sayılı günlerde okumaya devam ettiğimiz Kur’an’ları okumayı artıralım. Efendimiz (s.a.s.)’e bol bol salât-ü selâmlar getirelim. Kaza veya nafile namazlar kılalım. Dünyaya gönderiliş amacımızı ve gidişatımızı düşünerek ölümü tefekkür edelim. İşlediğimiz günahlar için bu bereketli günlerin yüzü suyu hürmetine kalpten tevbe ve istiğfarda bulunalım. Geceleri teheccüd namazı kılarak değerlendirelim. Tutabildiğimiz kadar nafile oruç tutalım ve elimizdeki imkânlar nispetinde muhtaç olan insanlara maddi yardımlarda bulunarak onları sevindirelim.

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 88. sayısı (2010 Temmuz) için yazılmıştır.

×