150 Haddon Ave, Haddon Township, NJ 08108, USA

Tag: muhammed taki

İmam Muhammed El-mehdi (r.a.)

İmam Muhammed El-mehdi (r.a.)

Künyesi Ebu’l-Kasım, lâkapları; ’Sâhibü’z-Zamân (zamânın sahibi), Sâhibü’d-Dâr (yurdun sâhibi), Kâim (ayakta duran, kıyâm eden), Hüccet (reddi mümkün olmayan kesin delil), Hâtim (hatmeden, sona erdiren) Muntazar (beklenen), Nahiyet’ül Mukaddese (kutlanmış yön), Hâdi (hidâyete sevk eden)’ ve ’Mehdî (hidâyete ermiş)’tir. En meşhur lâkapları ise; ’Sâhib’üz-Zamân’ ve ’Hüccet’tir.
15 Şaban 255/30 Temmuz 869 tarihinde Samarra kentinde dünyaya gelmişlerdir. Babaları, Hz. İmâm Hasanü’l-Askerî, anneleri Nercîs Hatun’dur.
İmâm Muhammedü’l-Takiyy’nin kızları, İmâm Hasanü’l-Askerî’nin halaları Hakime Hatun, On ikinci İmâm Sahib’ül-Emir’in doğumlarını şöyle anlatır: ’Hasanü’l-Askerî bana, bu gece bizde iftar et, Şâban ayının 15. gecesi ve bu gece Allah, hüccetini izhâr edecek.’ diye haber gönderdiler. Evlerine gittim, kendilerine; ’Anneleri kim?’ diye sordum: ’Nercis’ buyurdular. Ben: ’Kendisinde doğum alâmeti görmüyorum.’ dedim. İmâm Hasanü’l-Askerî: ’Gerçek, benim dediğimdir.’ buyurdular. Nercis geldi, bana: ’Seyyidem’ diye hitap etti ve ayaklarımı çıkarmak istedi. Ben, kendisine engel oldum, ’Seyyidem sensin.’ dedim. İmâm Hasanü’l-Askerî bu sözümü duyunca: ’Allah sana hayırla mükâfat etsin hala.’ dediler. Ben, Nercis’e: ’Allah sana bu gece bir çocuk ihsân edecek ki, dünyanın da efendisi olacak, âhiretin de.’ dedim. Nercis utangaç bir halde oturdu. Ben namaz kıldım, iftar ettim; biraz yattım uyudum. Gece namazına kalktım, sonra tekrar yattım. Derken korkarak uyandım, Nercis uyuyordu. Biraz sonra o da uyandı, gece namazını kıldı, sonra yattı. Henüz bir doğum alâmeti olmadığı için âdeta tereddüde düştüm. İmâm Hasanü’l-Askerî odalarından: ’Hala, can vaat edilen vakit yaklaşmakta; acele etme.’ diye seslendiler. Ben ’Elif-Lâm-Mim ve Yâ-Sîn sûrelerini’ okudum. O anda Nercis korkarak uyandılar. Koşup yanına gittim: ’Allah korusun seni, doğum mu var?’ diye sordum. Nercis: ’Evet’ dedi. Kendisini bağrıma bastım. İmâm Hasanü’l-Askerî: ’Kadir sûresini oku, hala!’ buyurdular. Tanyeri ağarırken Muhammed el-Mehdî, dünyayı şereflendirdiler.
Sâhibü’z-Zamânı, doğumlarından sonra babaları Hasanü’l-Askerî’nin âhirete intikallerinden önce, yakınlarından birçok kişi görmüş, kendileriyle görüşmüştür. İmâm Hasanü’l-Askerî de; onu yakınlarına göstermişler, müjdelemişler, o cümleden olarak: ’Sahibiniz budur.’ buyurmuşlardır.
Hasan Askerî’nin yakınlarından birisi kendisine: ’Senden sonra halefin kim olacaktır?’ diye sormuştur.
İmam Hasan Askerî odasına gitmiş ve kucağında üç yaşında olan bir erkek çocuğuyla geri dönmüş ve şöyle demiştir: ’Allah Teâlâ’nın yanında mükerrem biri olmasaydın bu oğlumu sana göstermezdim. Bunun adı Rasûlullah (s.a.s.)’in adı gibi, künyesi de yine O’nun künyesi gibidir.’

İmam Muhammed Mehdî’nin Dualarından…
’Ey Allah’ım! Eğer Sana itaat ettim ise hamd Sana aittir. Eğer Sana isyan ettim ise hüccet Senindir. Sen bağışlayan, nimet veren, her şeye gücü yetensin. Seni tesbih ve her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Ey Allah’ım! Eğer Sana isyan ettim ise muhakkak ben Sana en sevimli olan şey ile itaat ettim. O da îmandır. Ya Rabb’i! Beni bağışla ve merhamet eyle Sen cömertsin, kerem sahibisin. Ey bütün her şeyin Senden emîn olduğu Allah’ım! Bana kendim, ehlim, çocuklarım ve diğer nimet verdiğin bütün her şey üzerine eman ver ki Senden başka hiçbir kimseden korkmayayım. Senden başka hiç kimseden çekinmeyeyim. Sen her şeye kâdirsin. Sen ne güzel dost ve yardımcısın yâ Rabb’i!

Not: Ehl-i Sünnet’e göre; On ikinci îmam olan Muhammed el-Mehdî vefat etmiştir. Şia’nın dediği gibi bir mağaraya girip bir daha çıkmadığı, kıyamete yakın zamanda Mehdî olarak çıkacağı doğru değildir. Yine Ehl-i Sünnet âlimlerinin görüşüne göre kıyamete yakın zamanda gelecek olan Mehdî, hadis-i şeriflerde bildirildiği üzere Rasûlullah Efendimizin soyundan olacaktır; fakat bu kişi 12 İmamların sonuncusu olana İmam Muhammed el-Mehdî değildir.
Rabb’im şefaatlerine nâil eylesin.

Yararlanılan Kaynaklar:
1. Farûkî el-Müceddidî, Abdullah, Ehl-i Beyt ve On İki İmamlar, s.433-438.
2. Hilyetü’l-Evliya.
3. İslâm Âlimleri Ans., c.3.

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 28. sayısı (2005 Temmuz) için yazılmıştır.

İmam Muhammed Taki (r.a.)

İmam Muhammed Taki (r.a.)

Ehl-i Beyt-i Rasûlulâh’tan On İki İmamların dokuzuncusu İmam Hz. Muhammed Tâkî (r.a.)’dır. Hicrî 195’de recep ayının onunda ya da ramazan ayının on dokuzunda Medine’de dünyaya geldi. Babası Hz. İmam Rıza, annesinin adı ise Sebike’dir.
İmâm Muhammedü’l-Cevâd’ın künyesi, ’Ebû Câfer’dir. Muhammed Takî (r.a.) çok takvalı ve cömert olduğu için ’Tâkî’ ve ’Cevad’ lâkaplarını almıştır. İmâm Muhammedü’l-Cevad, babaları Hz. İmâm Aliyyü’r-Rızâ, Hakk’a kavuştuklarında 8 yaşlarında idi ve babası şehit olurken kendisi Medine’de idi. Değerli babasından sonra Allah’ın emri ve önceki imamların bildirmeleri üzerine imamet makamına ulaştı. Halife Me’mun’un emriyle hilâfet merkezi olan Bağdat’a getirildi. Me’mun, Muhammed Tâkî (r.a.)’a çok ilgi ve muhabbet gösterdiler. Hatta Me’mun, kızını İmam ile evlendirdi. Bir süre sonra İmam (r.a.), Me’mun’dan izin alarak Medine’ye döndü ve Me’mun ölünceye kadar Medine’de kaldı. Me’mun’dan sonra Mu’tasım hilâfeti ele geçirince, Hicrî 220 yılında Hz. İmam Cevad’ı Medine’den Bağdat’a getirtti ve aynı yılın zilkâde ayının son gününde Bağdat’ta zehirlettirerek şehit etti ve ceddi İmam Musa Kâzım’ın yanına defnedildi.
Muhammed Tâkî (r.a.), imamet makamına eriştiğinde yaşı küçüktü; fakat ilimde öyle bir mevkiye sahipti ki, halkın dinî sorunlarının hepsini hâlledebiliyor, sınamak için kendisine yöneltilen çok zor dinî meselelere bile en güzel cevapları, verebiliyordu. Hz. İmâm Muhammedü’t-Takiyyü’l-Cevâd, babaları ve ataları vasıtasıyla Rasûlulâh (s.a.v.)’den rivâyetlerde bulunmuş, kendisinden de pek çok hadis rivâyet edilmiştir. Safvan bin Yahyâ, Hz. İmâm Aliyyü’r-Rızâ’ya diyor ki:
’Allah sana oğlun Muhammed Cevâd’ı vermeden önce, bir oğlun olmasını Allah’tan dilemedeydin. Allah ihsân etti, gözlerimiz aydınlandı. Allah yokluğunu göstermesin; fakat sana bir hâl olursa kime başvuralım, kime uyalım.’ dedim. Hz. İmâm Aliyyü’r-Rızâ, elleriyle oğlu Muhammed Cevâd’ı göstererek: ’Buna!’ buyurdular. Ben: ’Sana fedâ olayım.’ dedim. ’Bu daha 3 yaşında bir çocuk.’ Hz. İmâm Aliyyü’r-Rızâ buyurdular ki: ’Bunun ne zararı var? Hz. Îsâ, peygamber olduğu zaman 3 yaşında da değildi.’

Hz. İmâm Muhammed Tâkî’nin Vecîzelerinden Bir Kısmı:
Adamın biri: ’Bana nasihat edin.’ deyince İmam (r.a.): ’Kabul eder misin?’ diye sordu. O adam: ’Evet, kabul ederim.’ dedi. İmam şöyle buyurdular: ’Sabrı kendine yastık et, fakirlikten çekinme, şehvetleri (lezzetleri) terk et, heva ve hevese muhalefet et ve bil ki, Allah’ın gözünden uzaklaşamazsınız. Öyleyse nasıl bir halde olacağına dikkat et.’
İmam dostlarından birine şöyle yazdı: ’Bu dünyada birbirimizden ayrıyız; ama (ahirette) kimin fikri ve inancı, arkadaşının fikir ve inancının aynısı olursa, nerede olursa olsun o da onunla birlikte olur. Asıl yerleşme yurdu, ahiret yurdudur.’ Hz. İmam’ın bazı düşündürücü sözleri de şunlardır:’ Tövbeyi geciktirmek, aldanmaktır. Vazifeleri hep sonraya ertelemek ise şaşkınlıktır. (Günah işlemek amacıyla) Allah’a karşı bahane aramak, helâk olmaya sebep olur. Günah işlemekte ısrar etmek, kendini Allah’ın tuzağından güvende bilmenin sonucudur.Oysa,Allah’ın tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan topluluktan başkası, güvende olmaz.’
Me’mun vefat edince, İmam-ı Tâkî (r.a.): ’Bizim kurtuluşumuz otuz ay sonradır!’ buyurdular. Otuz ay geçti ve Muhammed Tâkî (r.a.)’de vefat etti.
Rabb’im şefaatlerine nâil eylesin.

Yararlanılan Eserler:
1. eL-A’lâm, c.6, s.271.
2. İslâm Âlimleri Ans., c.3, s.282.
3. Müceddidî, Abdullâh Farukî, Ehl-i Beyt ve On iki İmamlar, s. 399-408, Farukîye Vakfı Yayımları, Ankara 1999.

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 23. sayısı (2005 Şubat) için yazılmıştır.

×