150 Haddon Ave, Haddon Township, NJ 08108, USA

Tag: mehmet yalçın

Hicri Yılbaşı

Hicri Yılbaşı

10 Ocak Perşembe günü, 1 Muharrem hicrî 1429 yılının ilk günü yani Hicri Yılbaşı. Bu tarih Müslümanlar için önemli bir gündür. Çünkü oruç, hac gibi yapılan ibadetler, kandil ve bayram günleri hicrî takvime göre düzenlenmektedir.

Muharrem ayı denince akla ilk gelenler arasında Aşûre günü ve tüm Müslümanların gönüllerinde büyük bir acı ve ızdırap veren Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimizin Kerbelâ’da şehid edildiği gün gelmektedir.ü

Evet, 10 Ekim 680 (10 Muharrem 61) tarihinde bugünkü Irak sınırları içindeki Kerbela şehrinde, Rasûlullah (s.a.v.)’in torunu, torununun çocukları, herkesin istifadesine açık olan koca Fırat’tan bir damla su içmelerine bile müsaade edilmeden aç kurtlardan daha vahşi bir topluluğun ok, mızrak ve kılıç darbeleri altında can verdiler.

Alvarlı Efe Hazretleri bu matemi divanında şu mısralarla nasıl da destanlaştırmıştır:

Bu gün mah-ı Muharrem’dir, muhibb-i hanedan ağlar.
Bu gün Eyyâm-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.

Hüseyn-i Kerbela’yı elvan eden gündür.
Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar…

Ehl-i Beyt sevgisini zirve bir noktada yaşayan, onların isimlerini her gün yaptığı ezkâr ve evradında tek tek zikreden ve etrafındaki insanları da içinde bulunduğu bu sevgi atmosferinden teneffüs ettiren kıymetli efendim Abdullah Farukî el-Müceddidî Hazretlerini de bu vesileyle rahmetle yâd etmek istiyorum.

Bu ay dergimizde Müslümanların gündeminde bir kaosa neden olan yılbaşı ve noel konusu; Peygamberî Ahlâkı Muhafaza ve Yılbaşı Kutlamaları, Noel’in tarihçesi ve Yılbaşı gibi başlıklarla incelenmektedir.

Nefsâni bir hastalık olan ‘benlik’ ise Mehmet Yalçın hocamız tarafından kaleme alınarak güzel misallerle değerlendirmeler yapılmaktadır.

Sahabe efendimiz Hz. Hamza (r.a.)’nın hayatı, Kur’ân’dan insanoğlunun alması gereken nasihatler, Kur’ân’ın ahlâkına sahip olmayan bir toplumdan ilmin nasıl kaldırılacağı, günümüz insanında her geçen gün azalan bir olgu misafirperverlik, iffet ve hayâlı olma duygusu, bunun yanında modernizmin pençesinden ve dünyevî sevgilerden gönlü arındırmanın kıymeti, tasavvufî bir ahlak olarak dua mevzuları güzel bir şekilde işlenmektedir.

Her geçen gün yaygınlaşan ve halk arasında MS olarak bilinen Multipl Skleroz hastalığı Uzman Doktor Candan Ofluoğlu hanımefendi tarafından kaleme alınmaktadır. Hastalıktan korunma çarelerini ve hastalığa yakalananların yapması gerekenleri detaylı bir şekilde anlatmaktadır.

Dergimizin hazırlanmasında emeği geçen tüm hocalarıma ve kardeşlerimize teşekkür ederek, yeni Hicrî yılın maddî ve mânevî dünyamıza saadetler ve hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ederim.

Selâm ve dua ile…

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 58. sayısı (ocak 2008) için editör yazısı olarak yazılmıştır.

Nereye Gidiyoruz ?

Nereye Gidiyoruz ?

Dünya hayatı ne de çabuk geçiyor değil mi? İnsan ömrü açısından verilen süre olarak gerçekten çok kısa bir zaman diliminde yaşantılarımızla ya Allah’ın rahmetini ve rızasını kazanarak bu dünyadan mutlu bir şekilde ayrılacağız ya da nefsanî arzularımızın peşinden koşarak mutlu ve huzurlu olmanın yollarını arayacağız ancak ömrümüzün sonunda elimize hiçbir şey geçmeden bu dünyadan göçüp gideceğiz.

Merak ediyorum acaba insanoğlu neden kendi nefsini hiç hesaba çekmez ki!

Unutmayalım ki ölümün sessizliği kapımıza geldikten sonra nefislerimize hesap sormanın zamanı çoktan geçmiş olacak.

İşte Kur’ân ne güzel de ifade etmekte bu gerçeği; “Nereye gidiyorsunuz?” Kısacık ömrümüzde kendimizce önemli olan işlerle meşgul olarak bir yere gittiğimiz belli ama hakikaten biz, Nereye gidiyoruz?

Allah’a kullukta ve Rasûlullah (s.a.v.)’a itaatteki, bağlılık ve sadakatimiz hususunda vicdanlarımıza sorduğumuzda acaba ne kadar rahatız?

İnsanoğlunun dünyaya gönderiliş gayesi Allah’a kulluktur. Bu hakikate her mümin iman etmiştir. Ama kulluğumuzda istikameti nasıl elde ederiz? Tabi ki en temel üç düstur ile: İlim, Amel, İhlâs.

Ayrıca mümine gerekli olan güzel ahlak ise apayrı bir öneme sahiptir. İşte bu güzel ahlaklardan birisi de söz dinleyip, itaat etmektir. Bu konu Mesnevî’nin penceresinden bakılarak Mehmet Yalçın hocamız tarafından değerlendirilmektedir.

Ayrıca içinde yaşadığımız toplumun çoğunluğunu oluşturan gençlerimize örnekliğimiz nasıl? Onlara isyanı, sorumsuzca yaşamayı kim öğretti veya onlar kimi örnek aldılar?

Örnek alınması bakımından önemli bir grubu oluşturan âlimler Efendimiz (s.a.v.) lisanıyla nasıl övülmüşler?
Müminlerin gönüllerinde taht kuran Kerbelâ’nın kahramanları Hz. Hüseyin ve Hz. Fatıma binti Zeynep annemiz hakkında kısa ve özlü bilgiler verilmektedir.

Tasavvufi bir terim olarak Dua, Hz. Hamza ve Cafer-i Sadık başlıklarıyla geçen sayıdan devam eden yazılarımıza bu ay da farklı içeriklerle siz okuyucularımızın takdirine sunulmaktadır.

Kısa ve öz olarak bazı başlıklarını aktardığımız dergimizin, Rabbimize kulluk şuurunu ve Rasûlullah (s.a.v.)’ın sünnetlerini ümmet-i Muhammed’e ulaştırabilme adına bir zerre bile faydamız oluyorsa ne mutlu bizlere…

Bu hususta çalışmak bizden tevfik ve inayet Allah’tandır.
Selâm ve dua ile…

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 59. sayısı (2008 Şubat) için editör yazısı olarak yazılmıştır.

×