150 Haddon Ave, Haddon Township, NJ 08108, USA

Tag: kurban

Kurban, Takva ve Teslimiyet

Kurban, Takva ve Teslimiyet

’Onların ne etleri ve ne kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.’ (Kur’ân-ı Kerim, 22/37)

Cenâb-ı Hakk’ı ta’zîm, şükür, fedâkarlık ve mânevî yakınlaşma gibi manaları kapsayan Kurban Bayramı’na ve Hacc’ın bu yılki îfâ günlerine sayılı günler kaldı.

Kâinatta anlamsız ve lüzumsuz yaratılmış hiçbir şey yoktur. Özellikle Allah’ın emir ve tavsiyelerinin ifade ettiği birçok anlam vardır. İbadetleri gerçek mahiyeti ile anlamak ve tanımak gerekir. İnsan, anladığı ve tanıdığı kudrete daha kuvvetli bir sevgi ile bağlanır. Ne kadar iyi tanır ve anlarsa o kadar çok sever ve sarılır. Böyle bir kimse yapmakla emrolunduğu tüm ibadetleri şevkle ve zevkle yerine getirir. Önümüzde günlerde idrak edeceğimiz Kurban Bayramı’nda, îfâ edilecek önemli bir ibadet olan Kurban ve Hacc etmek de onlardandır.

Allah Teâlâ katında takva sahibi mü’min, diğer insanlarla kıyaslanamayacak kadar üstün ve kıymetlidir. Rabbimiz muttaki mü’minleri zaman zaman imtihana tâbi tutarak kalplerindeki takvanın günlük hayatlarında da görülmesini ister. Özellikle kurban kesmek de kalplerdeki takvanın bir nevi ispatıdır. Yoksa amaç ne kan akıtmaktır, ne de fakirleri doyurmak… Zira kâinattaki her şey zaten Allah’ındır; isterse yarattığı kullarını kendisi doyurur, hiç kimseye muhtaç da etmez.

Bütün ibadetlerde hedef; Hakk’ın tevhidi, ahret saadeti, insanın eğitilmesi, olgunlaştırılması, yaratılışındaki saflığın korunması ve böylece hayata tertemiz olarak devam edilmesidir. Şayet ibadet Allah için yapılıyorsa; onun bir tür borç ödeme şeklinde olmaması gereklidir. O, amacına uygun şekilde insana huzur veren, onu mutlu eden çok anlamlı bir hareket haline getirilmelidir. Amaçsız, ihlâssız ameller şekilden öteye geçmeyecektir.

Kulların ifa ettikleri hiçbir ibadet Allah’a yarar sağlamaz; zira O (c.c.), Samet`tir; hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur. İbadetlerin Cenâb-ı Hakk katında karşılık bulacak yönü, şeklinin dinimizin emrettiği doğrultuda, özünün de ancak Allah için (ihlâs) olmaklığıdır. Bu durum, insanların takva yönünden değerlendirilmesi, sevabının de ona göre vermesi içindir. O halde bir mü’minin, hayvanlardan kiminin etinden, sütünden, yününden, derisinden, yavrusundan ve gücünden yararlanırken yılda en az bir defa da Allah için; O’na ibadet, saygı, ta’zîm ve şükür maksadıyla bir hayvanı kurban etmesi kulluk bilincidir. Allah’a katında kabul görecek olan da işte budur. Bu demektir ki, diğer ibadetlerde olduğu gibi kurban keserken de ibadet heyecanı duymayan, onlara ta’zîm hissi taşımayan, Rasûlullah (s.a.s.)’in uyguladığı şekliyle bu ibadete özen gösterip işini güzellikle tamamlamayan bir kişinin kalbinde takva bilinci yoktur. Kurban kesen kimsede takva amacı ve hissi yoksa, bu ameliyeden de Allah’a ulaşacak hiçbir şey yok demektir.

Kurban Bayramı’nda kurban kesen Müslümanlardan beklenen şey, Allah’a hakiki manada teslimiyet derecesine ulaşmasıdır. Hz. İbrahim ile kurbanlık olan oğlu Hz. İsmail, nasıl Allah’ın emrine teslim olmuşlarsa, kurban kesen Müslüman’ın da Allah Teâlâ’ya öyle teslim olması gerekir. Bu teslimiyeti gösterenler, nefislerine kölelikten kurtulurlar; şeytanın adımlarına uymaktan, kötü davranışların esiri olmaktan, bencillikten, ötekileştirmekten ve tüm kötü duygulardan berî olurlar.

Öyle ise hiç olmazsa bu Kurban Bayramı’nda nefis, şeytan ve nefsanî arzularımızdan arınalım. Anlamsız ve amaçsız bir şekilde etlik yapmak için veya ’dostlar alışverişte görsün!’ tarzında kurban kesme gafletine düşmeyelim. Evlerine yılda bir kez bile et alamayan insanların sayısı belki de her geçen gün daha da artmakta olduğu günümüzde o insanları da unutmayalım.

Bayram vesilesi ile Irak, Filistin, Afganistan ve Pakistan başta olmak üzere dünyadaki mazlum müslüman kardeşlerimizi de hatırlayalım ve onlara da dua etmeyi ihmal etmeyelim.

Özlenen Rehber dergisi olarak tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutlar, hayırlara vesile olmasını niyaz eder ve hassaten hacc yolculuğuna çıkan kardeşlerimizi de tebrik eder, mebrur bir hacc nasip olmasını diler, dualarında tüm Müslüman kardeşlerini de hatırlamalarını isteriz.

Bayramınız mübarek olsun. Gerçek bayramlarda buluşmak dileğiyle…

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 80. sayısı (2009 kasım) için editör yazısı olarak yazılmıştır.

Editör Yazısı – 11

Editör Yazısı – 11

Allah Teâlâ’ya çeşitli vesilelerle yaklaşılır. Onlardan biri de birkaç gün sonra idrak edeceğimiz Kurban Bayramı ve keseceğimiz kurbanlarımızla olacaktır.

Allah katında yüce bir mana ifade eden kurban ibadeti, toplumsal birlik ve beraberliğin temin edilmesinde ve kıtlıkla karşı karşıya kalan insanlara yardım elinin uzatılmasında önemli bir vesiledir. Zira Rasûlullah (s.a.s.) Kurban Bayramı’nda kestiği hayvanın etinin büyük bölümünü fakirlere dağıtırdı. Bir defasında Efendimiz (s.a.s.) Hz. Âişe annemize sorar: ’Âişe! Kurban etini dağıttınız mı?’ Hz. Âişe ’Dağıttık yâ Rasûlallah’ diye cevap verir. ’Ne kadarını dağıttınız?’ sorusuna; ’Hepsini dağıttık, bize bu buttan başka hiçbir şey kalmadı!’ cevabını alınca gülümseyerek; ’Desene Âişe, bir buttan başka hepsi bize kaldı’ diye karşılık verir.

Rasûlullah (s.a.s.) komşusunun boğazından kurban eti geçmeden kendisi yemezdi. Bir bayram erken bir vakitte kurban eti pişmiş olarak Efendimiz (s.a.s.)’in önüne gelince hemen yemeğe başlamaz; ’Şu an komşularımız da kurbanlarını kestiler, etlerini yemeye başladılar mı?’ diye sorar. ’Hayır yâ Rasûlallah! Henüz onların ellerine pişirecek etleri geçmedi, herkesten önce biz sana hazırladık’ cevabını alınca; ’Götürün bu eti! Ne zaman komşularımızın da bacalarından et pişirdiklerine işaret eden dumanlar yükselirse o zaman getirin’ der. Buna ilave olarak buyururlar ki; ’Ben komşusunun yemediğini yiyen, giymediğini giyen, onlardan ayrı bayram yapan kimselerden olmak istemem.’ Komşuları etlerini pişirinceye kadar kendisi de kurban etinden yemezdi.

Rasûlullah (s.a.s.) ihtiyaç sahiplerinin çok olduğu dönemlerde kurban etlerinin kurban kesen tarafından saklanmasını doğru bulmazken, normal şartlarda da yoksullara, misafirlere ve aile fertlerine olmak üzere kurban etinin üç parçaya ayrılmasını tavsiye etmiştir.

İmam-ı Rabbanî Efendimiz buyuruyor ki: ’İşte bugün her Müslüman, elinden gelen yardımı yapmayıp, İslam baskı altına düşerse, yardımı esirgeyen her Müslüman, âhirette mesul olur. Bunun için kuvvetim olmadığı halde, yardıma koşmaya özeniyorum. Güçlükleri yenerek, İslam’a ufacık bir hizmet edebilmek yolunu arıyorum. ’İyilerin çoğalmasını isteyen de, onlardan sayılır’ buyruldu.’ (Mektubât, 1/47) ’Bugün İslamiyet’e yardım için az bir şey vermek, binlerce altın vermiş gibi kıymetlidir. Hangi talihliye, bu büyük nimet ihsan edilirse, ona müjdeler olsun! Dinin yayılmasına hizmet eden, cihat sevabına kavuşur. Hele bu zamanda Müslümanlara yardım etmek daha güzel, daha sevaptır.’ (Mektubât, 1/193)
Kardeşlerim gelin bu Kurban Bayramı’nda ’Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diyen insanların en mükemmeli Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz gibi yaşamaya karar verelim. Bayramımızı İslam’ın kardeşlik, sevgi ve yardımlaşma anlayışı içinde geçirelim. Yetimleri, kimsesizleri gözetelim, kurbanlarımızı da yalnız Allah rızası için keselim. Etleriyle dünyanın dört bir yanındaki fakirlerin, yoksulların, komşularımızın gönüllerini alalım.

Arefe günü sabah namazında başlayan ve üzerimize vacip olan teşrik tekbirlerini (Allahu ekber, Allahu ekber. Lâ ilâhe illallâhu vallahu ekber, Allahu ekber ve lillâhil-hamd) her farz namazdan sonra yerine getirmeyi unutmayalım.

Bu mübarek günlerde dua etmeyi de unutmayalım. Zira arefe günü yapılan dua reddedilmeyen dualardandır. Kurbanla Allah’a yaklaşırken dua ile de gönüllerde birleşelim.
Afrika’da açlıkla mücadele veren on binlerce insanın yaralarına merhem olabilmek adına bu seneki kurbanlarımızdan bir pay da oraya ayırmayı unutmayalım!

Bu makale Dr. Celal Emanet tarafından “Özlenen Rehber” dergisinin 104. sayısı (2011 Kasım) için yazılmıştır.

×