Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Yeryüzündeki âlimlerin misali, gökyüzündeki yıldızlar gibidir. Kara ve denizin karanlığında onlarla yol bulunur. Yıldızlar kaybolduğunda hidayet bulanlar nerdeyse sapıtırlar.”
Rasûlullah (sav) Efendimizin hadisinde işaret edilen fazilete ulaşabilmek hiç de kolay olmadığını tarih bize göstermiştir. Böyle bir iltifata mazhar olanlar ancak; Allah Teala’nın dininin bekçiliğini yapan, İslam’ı cesurca heryerde savunan özellikle hak söz ve sabırla yöneticileri İslâm şeriatını uygulamaya çağıran âlimlere aittir. O alimler ki, Rasûlullah’ın (sav) ahlâkıyla ahlaklanmışlardır ve onlar hiç kimseden korkmadan zalimlere “zalimsiniz”, ifsat edenlere “müfsidsiniz”, günahkârlara “âsisiniz” derler. Kınayanın kınamasından da çekinmezler. Bütün insanlara ister yönetici olsun isterse halk olsun “İslâm’ın yoluna, selâmet yurduna, Aziz ve Hamîd olan Allah’ın yoluna koşunuz”, derler.
Maalesef günümüzde âlimler ve yöneticiler arasındaki ilişki tarihte aşina olduğumuz gibi değil. Yöneticilerin zulmünü, adaletsizliğini, kendi adamlarını kayırmalarını, fasitliğini muhasebe eden ve haksızlıkları onların yüzüne haykıran âlim bulmak neredeyse imkânsız hale geldi. Sultanların (yöneticilerin) etrafında toplanmış; onların yaptıklarına ses etmeyen, fetvalarıyla onların işledikleri zulümlerin önünü açan, rüşvete, faize, ahlaksızlıklara ses çıkarmayan âlim(!) ise haddinden fazla.
Bugün yöneticilerin icra ettikleri zulmü konuşmak yerine abdesti bozan şartları, Hz. Adem’in babası var mıydı, bu kadar tesbih çeker neler olacağını konuşmayı tercih eden âlimlerle dolu etrafımız.
Sohbetlerinde “Ey Amerika!” diye kâfire olan düşmanlığını beyan edip de kâfirlerle sıkı sıkıya dostluk içerisinde olan yöneticileri muhasebe etmeyen âlimlerle çevrili sağımız-solumuz. Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda toplu katliam gerçekleştiren sömürgeci kâfirler ile dostluk kuran yöneticilerin ahvalini konuşmak yerine yeme-içme adabından bahseden hocaların sayısı maşaallah sürüsüne bereket her geçen gün artıyor.
Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr, Said b. Cübeyr, Ebu Hanife, Ahmed b. Hanbel, İmam Buhari gibi bugün iftiharla isimlerini andığımız nice ulema; ilim, amel, takva, zühd, hakkı söylemekte cesaret, adalete sarılmak, şer’î hükümlere uymada kuvvetlilik, şeriatın kanunlarını korumak, yeryüzünde şeriat kanunlarını tatbik etmek için İslâm davasını sırtlanmak ve Allah’tan yüz çeviren ve Allah’ın da kendilerinden yüz çevirdiği zalim yöneticilere karşı durmak gibi tutumlarıyla öne çıkmışlar ve hatta canlarını bile bu uğurda vermişlerdir.
Menfaatleri veya korktukları için çevresindeki her türlü zulme, adaletsizliğe, yolsuzluk ve ahlaksızlıklara karşı Görmedim, duymadım, söylemedim formunda üç maymunu oynayan başta alim taifesi ve onların takipçileri gurur duyup anlattıkları selef ulemanın hayatlarından ders çıkartabilmeleri duasıyla…
