İmam-ı Rabbani Hazretleri 33. mektubunda şöyle anlatır:
Ulemanın (Alimlerin) dünya sevgisi, ona karşı istekli olmaları güzel yüzlerinde siyah bir lekedir. Bu gibi âlimlerden her ne kadar halka fayda olsa da, onların bilgisi, kendileri için menfaat getirmez. Her ne kadar, İslâm dininin takviyesi, şeriatın teyidi bunlara bağlı ise de, bu duruma itibar yoktur. Şundan ki: Bazen Allah’ın dinine yardım fücur ve fütur ehlinden geldiği de olmuştur. Nitekim, bu manada Seyyidü’l-Enbiya Rasulûllah (sav) şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ, gerçekten bu dini, fâcir bir kişinin eli ile de teyid eder.”
Bu gibilerin durumu, Pars taşına benzer; demir veya bakır cinsinden ona ne yaklaşırsa; onun haline girer. Ama kendisi, yine olduğu gibi taştır. Yahut onlar, çakmakla taş gibidir. Bundan âlem faydalanır; ama onlardaki bu ateşten ne taşa fayda vardır, ne de ağaca…
Hatta, şunu da söyleyebilirim:
— Bu ilim, kendileri hakkında dahi zararlıdır.
Zira, bu manadaki hüccet, onlar için, tamamdır. Nitekim, Rasulûllah (sav) Efendimiz, şöyle buyurdu: “Azab ciheti ile, insanların kıyamet günü en zorda olanı öyle bir âlimdir ki; Allah, kendisine ilminden fayda vermemiştir.”
Bu ilim, o kimseye nasıl zararlı olmasın ki?. Zira ilim, Yüce Allah katında eşyanın en azizidir. Mevcudların da en şereflisidir. İşte o âlim, böyle değerli bir şeyi; mal, şöhret, dost gibi, bu düşük dünyanın geçici şeylerini toplamaya alet etti. Halbuki, Allah katında dünya zelil ve hakirdir. Allah katında, yaratılmışların en sevimsizidir. Durum böyle olunca: Allah katında aziz olan bir şeyi zelil etmek; zelil olan bir şeyi de aziz etmeye çalışmak kabahatların son ucudur. Hattâ, gerçek manada, Yüce Hakla muarazadır.
Tedris ve fetva işleri, ancak şu şartlar altında faydalı olur: Allah rızası için halis, makam ve baş olma düşkünlüğü, mala ve yükselmeye karşı tamah şaibesinden temiz olursa.. Fetvanın ve tedrisin, anlatılan kötülüklerden temiz olmasının alâmeti şudur: Dünyaya karşı zahid gönüllü olmak ve onun geçici şeylerine gönül bağlamamak.
Şu âlimler ki anlatılan belâya müptelâ olmuş, dünya muhabbetine esir düşmüşlerdir; işte bunlar, kötü âlimler olup insanların da şerlileri ve din hırsızlarıdır. Bu halleri ile onlar, kendilerini halkın iktida ettiği ve tüm halkın en faziletlileri sanırlar. Şu âyet-i kerime, onların durumunu anlatır: “Onlar, kendilerini bir şey üzere sanırlar. Dikkat edin, onlar yalancılardır. Şeytan, bunları istilâ etmiştir; Allah’ı anmayı da unutturmuştur. Bunlar, Şeytan grubudur. Dikkatli olun, asıl kayba uğrayanlar, Şeytan grubunda olanlardır.”
(Kur’an-ı Kerim, 58/18-19)
Menfaatleri veya korktukları için çevresindeki her türlü zulme, adaletsizliğe, yolsuzluk ve ahlaksızlıklara karşı Görmedim, duymadım, söylemedim formunda üç maymunu oynayanların İmam-ı Rabbani Hazretlerinin Mektubat’ındaki 33. Mektubundan ders çıkartabilmeleri duasıyla…
